Nurhayat Şen

Nurhayat Şen

21 Temmuz 2020 Salı

Bu coğrafyada Kadın olmak

Bu coğrafyada Kadın olmak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kadınları önce seviyor taklidi yapıp, peşinden koşuyor sahipleniyorsunuz. Zaman içinde eşya muamelesi yapıp aşağılıyorsunuz o çok sevdiğiniz yere göğe sığdıramadığınız, uğruna ölürüm dediğiniz kadının eceli oluyorsunuz.

Sonra sözlü taciz ediyor, tecavüz ediyor, dövüyor, ateş ediyor, kesiyor yetmiyor parçalara ayırıyor, sonra bir bavula, bir varile yada bir çöp torbasına sığdırıyor, pislikmiş gibi bir çöp konteynerine veya bir çukura atıyor üstünü betonla perdeliyor hayattan koparıyorsunuz.

Bu hep erkeklik adı altında yapılıyor.

Sonra namaza başlıyor, takım elbise giyiniyor, traş oluyor varsa saçını ıslatıp yandan tarayıp alnına yapıştırıyor, iki elini birleştiriyor boynunu hafif yana büküp pişmanmış gibi yapıyor hiç utanmadan kendinizi savunuyorsunuz.

Söz birliği etmişcesine ağzınızdan şu sözler çıkıyor.

“Pişmanım hakim bey, hakim hanım çok seviyordum ama o beni başka bir adamla aldattı, tartıştık arbede sırasında kazara öldürdüm pişmanım.”

Bir diğeri; “Erkekliğimle alay etti ağır tahrik vardı öldürdüm pişmanım.”

Bir diğeri “namusum için öldürdüm pişmanım.”

Bir diğeri” İşten yorgun geldim, gezmeye gitmiş eve geç geldi yemek yoktu. Sinirlerime hakim olamadım öldürdüm pişmanım.”

Bir diğeri “Çok seviyordum öldürdüm pişmanım.”

Bir diğeri ” Zaten yollu (orospu) idi öldürdüm.”

Bir diğeri ” Yakınım (amcam, babam, abim, dayım, dedem) tarafından tecavüz edilmiş. PİÇ getirecekti adımız karalanmasın diye töre gereği ailemizin namusunu temizledim pişmanım.”

Tutanaklara geçen bildik tanıdık bu ve buna benzer sözler sayfalarca uzayıp gidiyor.

İyi halden kısa bir süre hapis yatıp sonra tahliye edilip aramıza karışıp hiç bir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devam ediyorlar.

Bu tarz tahliye kararları biz kadınları artık hiç şaşırtmıyor. Çünkü kanunlar kadını korumuyor. Caydırıcı emsal teşkil edecek hiç bir yasal işlem yapılmıyor.

Yasa koyucu kanun adamları, kanun kadınları dahi etek boyunu, gece sokağa çıkma saatini , dudağında ki ruju, gülüşünü, giydiği kot pantolonun dar oluşunu, şortunu sorgular olunca ortaya bu acı manzara çıkıyor.

İstanbul sözleşmesinin ne denli önemli olduğu ortada. Sözleşmenin ilk imzacısı biz iken şimdi bu sözleşme neden iptal ediliyor?

Sözleşmenin iptal olmasına engel olmalıyız.

Sözleşmenin dört temel ilkesi şöyle; “kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçların kovuşturulması, suçluların cezalandırılması ve kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, eş güdümlü ve etkili işbirliği içeren politikaların hayata geçirilmesidir.”

Yaşam hakkımız elimizden alınmasın. Başka kadınlar ölmesin.

#İstanbulSözleşmesiYaşatır
#insanız #kadınız #eşitiz

 

Nurhayat ŞEN

Devamını Oku

Kandil gecesi müslümanlığın üstüne yağan bombalar!

Kandil gecesi müslümanlığın üstüne yağan bombalar!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dokunma fukara fırkasının hırkasına bir “Ah” çeker geçirir koca dağı arkasına…

Ümmet için eller açılıp duaya durulduğu gece ABD Suriye’yi vurdu. Müslüman aleminin kutsalı olan Mirac gecesini etrafa ışığını saçan füzeleriyle ilk kutlayan kişi Donald Trump oldu!

ABD, Fransa ve İngiltere’nin Kandil gecesi Müslüman bir ülkeye düzenlediği saldırıya destek açıklaması yapan Dışişleri Bakanlığı’na her kesimden tepki yağıyor!

Şam’a düşen füzelerden 4.5 saat sonra ne diyordu Dışişleri Bakanlığı?

“Tüm insanlığın vicdanına tercüman olan bu operasyonu memnuniyetle karşılıyoruz.”

Şimdi soruyorum hangi insanlık, hangi vicdan, hangi memnuniyet?

Miraç gecesinde emperyalist güçler İslam topraklarını ve masum sivilleri yöneticilerinin gözü önünde bombalıyor ve o yöneticiler bu zulme sessiz kalıyor.

Hatta onaylıyor!

Komşuya düşen ateşe sevinmek gibi bir gaflette bulunmak ne acı. Düşen o ateşin yarın seni de yakmayacağı ne malum?

Türkiye desteğini açıkladı.
İslam ülkeleri de Emperyalist güçlerin saldırısını destekliyor.

Kendini Müslüman ülke diye adlandıran Suudi Arabistan, Suriye’ye yapılan saldırıyı desteklediğini açıklıyor.

El Kaide diyerek Afganistan’ı işgal ettiler.

Diktatör Kaddafi diyerek Libya’yı parçaladılar.

Olmayan nükleer bombalar için Irak’ı yakıp yıkıp yüzbinleri öldürdüler.

Aynı nükleer masalı ile Suriye’yi parçalamak istiyorlar.

Emperyalistler savaş çığlığı atarken, yoksul halklar ölüyor.

Sıranın bize gelmesinden korkuyoruz artık!

Oyun hep aynı oyun. Aktörler aynı,  senaryo aynı.

Savaşın iyisi, Barışın kötüsü yoktur !

#SavaşaHayır

Nurhayat Şen

Devamını Oku

İnsan Hakları

İnsan Hakları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“İnsan haklarıyla vardır.” Atatürk

“Türkiye’de insan ve hakları” denince akla gelenler ve bu hakların kişiler üzerinde uygulanma yöntemi!

Kocalarından dayak yiyip şiddete maruz kalarak öldürülen kadınların hakları mı?

Tecavüz ve cinsel istismara uğrayan kadın ve çocukların mı?

Minicik elleriyle tuğla taşıyan kendimizden bile koruyamadığımız, ezilmiş çocuk işçilerin mi?

Çocuk gelinlerin mi?

Dolup taşan cezaevlerinde ki kader mahkumlarının mı?

Düşüncelerinden dolayı tutuklanıp, hapse mahkum edilen gazeteci ve aydınların mı?

Hasta yakınları tarafından darp edilip şiddet gören sağlık çalışanı ve personelinin mı?

Hastanede ilaç ve yatak bulamayan hastaların mı?

Savaş hali olmadan kardeş kavgasına her gün onlarca şehit veren yüreği yanmış anne babaların mı?

Aileleri tarafından sokağa atılan ve kaderlerine terk edilmiş yaşlıların mı?

Sırtında oğlunun cansız bedeni ile karda kilometrelerce yürüyen Güneydoğu’lu fukara babanın mı?

Maaşları kuşa çevrilen emeklinin mi?

İnançları ve etnik kimlikleri yüzünden ötelenen insanların mı?

Göçük altında kalan madencilerin mi?

İş kazasında ölen onca gariban insanın mı?

İş bulamamış milyonlarca üniversiteli gencimizin mi?

KHK ile görevinden alınan ve görevlerinin iade edilmesi için direnen akademisyenler mi?

İşsizlikten dolayı intihar eden ve cebinde 6 TL çıkan yoksul öğretmenin mi?

Evinde ocağının üstünde tenceresinde sıcak aş kaynatamayan anne babaların mı?

Ne zaman ki anaların yüreği yanmaz, çocuklar ağlamazsa işte o zaman insan hakları günüdür.

Zulüm bizdense ben bizden değilim.

NURHAYAT ŞEN

Devamını Oku

Cumhuriyet bir yaşam biçimidir.

Cumhuriyet bir yaşam biçimidir.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

1923’te yanan bağımsızlık meşalesini Atatürk ve Cumhuriyet sevdalıları sonsuza kadar sürdürmeye kararlı.

Yazar Sunay Akın’ın ” Futbolcu dediğin Ergin Keleş gibi olacak, topa kafasıyla değil beyniyle vuracak” dediği Trabzon’un “bıçkın” delikanlısı Sivassporlu futbolcu Ergin Keleş’i ne attığı gollerden ne kaçırdığı paslardan ne forvetliğinden ne referandum da ırkçı “şeytan”ca “sen de var mısın” söylemlerinden, ne “İzmir Marşı”nı siyasi bulmayışından, ne Milli takım kaptanlığına güvenip uçakta adam dövmeyişinden, kimsenin ümüğünü sıkmamasından, ne futbolla siyaseti karıştırmamasından, birilerinin gözüne gireceğim diye sahalarda Rabia işareti yapmaması, cemaatlere yakınlığıyla gündeme gelmeyişi ve bunun tam aksine 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajında Atatürk’e ve Cumhuriyet’e sahip çıkışı, bilgisi, birikimi ve düzgün diksiyonuyla gündeme bomba gibi düştü Ergin Keleş.

Maç öncesi bir sunucunun sorusuna sporu bir kenara bırakıp günün anlam ve önemini cesurca verdiği röportaj bir anda “sosyal medyada” birinci sıraya oturdu.

Ergin Keleş’in konuşması şöyle idi!

“Tabii bugün biraz sözlere futbol ile başlamak ayıp olur diye düşünüyorum. Bugün var olduğumuz günden beri esareti kabul etmemiş, bağımsızlığa aşık olmuş bir milletin egemenliğini kayıtsız ve şartsız bir şekilde kendi ellerine aldığı, bunu da tüm dünyaya haykırdığı bir gün bugün. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı büyük bir onurla, büyük bir gururla kutluyorum. Bu güzel günü bize armağan eden Ebedi Başkomutanımız Gazi Mareşal Mustafa Kemâl Atatürk’ü ve bu vatan için mücadele vermiş bütün o güzel insanları özlemle, saygıyla, rahmetle anıyorum. Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun!

Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi. “Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişi asayişi meselesidir ve hatta biraz da medeniyet meselesidir.”

 

Nurhayat Şen

Devamını Oku

Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma töreni izlenimlerim.

Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma töreni izlenimlerim.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Asırlar boyunca gizli kalmış bir inanç ve inançlarını yaşatmak uğruna can vermiş yüzbinlerin yılmadan verdiği mücadelesini dünyanın dört bir yanında yaşayan bu inanç mensupları olan Alevilerin 54. ulusal 28. Uluslararası Hacıbektaş-ı Veli Kültür ve Sanat Etkinliği kapsamında 1964’ten beri her yıl 16 Ağustos’ta düzenlenen anma törenini Hacıbektaş Belediye Meclisinin kararıyla “Suriye’lileri” gerekçe göstererek anma etkinliğinin tarihini 14/15 Ekim tarihine alınmasının tartışmalara yol açtığı etkinlikte katılımın yok denecek kadar az olması dikkatlerden kaçmadı.

” Her ne ararsan kendinde ara” diyen 72 Milleti bir arada ve eşit bir anlayışın felsefesinin serçeşmesi olan Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli anlayışına tam ters düşen bir karar Alevi camiasında tepkiyle karşılandı.

İnançsal ve Siyasal boyutunu Aleviler üzerinde olması Türkiye genelinde Cem Vakfı hariç tüm Hacıbektaş Vakfı’nın 44 şubesinde Alevi Kültür Derneklerinin 260 şubesinde Pir Sultan derneklerinin 200’e yakın şubesinde Alevi Konfederasyonları, Akademisyenler, Konfederasyonlar, kurumlar ve dernekler tarafından tepkiyle karşılanmasına sebep oldu.

Bu Konfederasyonlar, dernekler, kurumlar, vakıflar 16 Ağustos tarihinde anma yapıp 14/15 Ekim anma törenine katılmadılar.

Akıllarda ki soru ise 1964’ten beri değişmeyen bu tarihin neden Hacıbektaş Belediye Meclisi kararı ile değiştirilmesiydi?

Hükümetin, Kültür ve Turizim Bakanlığını Hacıbektaş-ı Veli Anma töreninin bir “kiraz festivali” olmadığı bir “anma” töreni olduğunu 12 çalıştay yapıldığını ve bu çalıştaylardan bir sonuç alınamadığını,Cemevlerine yasal statünün neden çıkarılmadığı? Sorularına muhatap bulamadıkları ve inanç eşitliğinin olmamasıydı.

Her yıl sokakları,caddeleri, otellerin,yurtların, köy evlerinin hınca hınç dolduğu, sokaklarda kalabalıktan yürüyemediği söylenen hacıbektaş ilçesinde anma için çok az insanın gelmesi, anma yapılan kültür merkezinin salonunun boş olması Anma tarihin aynı zamana geri çekilebileceğinin düşünüldüğü de söylentiler arasındaydı.

Kültür ve Turizim Bakanı Numan kurtulmuş, Cumhuriyet halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Salmanpakoğlu konuşma yaptığı anma töreninde semah ekipleri,tiyatro gösterisi,paneller,halk ozanları ve konserler yer aldı.

Sabahat Akkiraz
Musa Eroğlu
Güler Duman
Hüseyin Uğurlu ve Hasan Karayol anma törenine damgasını vurdular.

Hacıbektaş Belediyesine Sarıyer, Kartal, Beylikdüzü, Adana Seyhan, Adana Çukurova, Mersin Nizip, Beşiktaş ve Şişli Belediyesi sokakların, caddelerin, müzenin, Kültür Merkezinin, parkların, bahçelerin ve bütün ibadethanelerin süpürülüp temizlenmesine katkıda bulundular.

Özellikle Sarıyer Belediyesi Meclis Başkanı Sn Hüseyin Coşkun’un ve belediye personelinin özverili çalışmaları bütün Hacıbektaş esnafı ve halkı arasında saygı gösterilmesi, kendilerinden bir gibi görmeleri de dikkat çeken unsurlar arasındaydı.

Destek için gelen belediyelerin personellerinin bütün ihtiyaçları ve konaklamasını Hacıbektaş Belediyesi üstlendi.

Sarıyer Belediye Bşk Sn Şükrü Genç Yrd Sn Sevgi Atalay ve Sn İsmail Erdem anmada hazır bulunmaları dikkatlerden kaçmadı.

“Eline,beline,diline hakim ol. Aşına,işine, eşine sahip çık. Ayıpları ört, sırları tut, öfkeni de yut.”

Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli

Nuruhayat ŞEN

 

Etkinlik fotoğrafları için TIKLAYINIZ.

 

Devamını Oku