Son Dakika Haberler

Bir tehlike olarak Özel Ordu ve SADAT!

Görünen o ki yeni dünya düzeninin koruyucusu muzaffer ulusal ordular değil ama sınır tanımayan "paralı askerler şirketleri"nin olacak.

Bir tehlike olarak Özel Ordu ve SADAT!
Okunma : 222 views Yorum Yap

BLACKWATER, EXECUTIVE OUTCOMES ve sonunda SADAT…

Görünen o ki yeni dünya düzeninin koruyucusu muzaffer ulusal ordular değil ama sınır tanımayan “paralı askerler şirketleri”nin olacak.

 

Profesyonel ordu konusu neredeyse insanlık tarihi kadar eski ancak 11 Eylül saldırıları ile birlikte şirazesinden çıkan dünya dengesi çatışma ve gerginlikleri sürekli bir hale dönüştürdü. Başta ABD (öncesinde İngiltere) olmak üzere büyük devletler hem savaşın olağanüstü maddi boyutlarından kaçınmak, hem de asker cenazelerinin yaratmış olduğu büyük politik baskıyı hafifletmek adına yepyeni bir çözüm buldular:

 

ÖZEL ASKERİ ORDULAR!

 

Bosna savaşı ile dikkat çeken bu özel ordular genellikle ateşkes sonrası düzeni sağlama ve yeni oluşturulan orduya eğitim verme gibi daha sınırlı görevler icra ediyorlardı. Oysa bugün bir çok tartışmalı operasyonun merkezi konumuna gelmiş durumdalar.

 

Ulusal ordulara göre hızlı sonuç alan bu “askeri şirketler” bir Güney Afrika ülkesi olan Sierra Leone’de 100 paralı askerle 10.000 ayrılıkçı kuvveti saf dışı bırakmışlardı. Ancak Executive Outcomes isimli şirketin ülkeden ayrılması ile kanlı bir iç savaş yaşandı. (1)

 

Şirketin başarısı dağınık paramiliter grupları bir araya toplayabilmesi ve eğitimle düzenli bir orduya dönüştürmesinden kaynaklanıyordu. Bu şirket halen bir çok Afrika hükümeti tarafından aktif olarak kullanılmaktadır.

 

Blackwater bu şirketler arasında belki de en tartışmalı ve karanlık olanıdır. ABD’nin Irak ve Afganistan müdahalelerinde ağır silahlarla aktif olarak rol alırken, bir çok sivilin öldürülmesi ve işkence iddaları ile gündemdeydi.

 

Ortadoğu, Afrika ve Güney Amerika bu şirketlerin en aktif faaliyet gösterdikleri coğrafyalardır. Yer altı zenginliği olan ama siyasi ve ekonomik olarak sömürüye ve istismara açık topraklar. Ne tesadüf!

 

Tüm dünyada 110 ülkede faaliyet gösteren ve 100 milyar doların üzerinde bir endüstri haline gelen askeri faaliyetler ekonomisi bizatihi kendisi dünya barışını tehdit eder hale geldi.

 

Zira bu kurumlar (şirket oldukları için) daha çok kazanma ve kar etme saiki ile çalışmakta,adeta parayı verenin özel silahlı kuvveti gibi hareket etmektedirler. Bu kurumlarda sıcak çatışmaya girenler üniforma dahi giyseler asker değil çalışandır. Ölümleri sadece iş kazasıdır!

Ayrıca pek tabiki parayı kim daha fazla verirse o kişi/kurum/hükümet/örgüt tarafındadırlar. Yani duruma göre rahatlıkla saf değiştirebilirler. (2)

 

Bunun ötesinde yapacakları illegal faaliyetlerin hiç biri devletleri bağlamaz. Böylelikle devletler uluslararası toplumun insan hakları ihlalleri soruşturmalarından kurtulmuş olmaktadır. Uluslararası hukukta herhangi bir düzenlemeye tabi olmadıkları için bir çok boşluktan faydalanmakta ve denetimden kolayca kaçabilmektedirler.

 

SADAT

 

Tüm bu gerçekler ortadayken sayın cumhurbaşkanı 2012’de kurulan SADAT isimli askeri özel ordunun yönetim kurulu başkanı Adnan Tanrıverdi’yi neden danışman kadrosuna almıştır?

 

Konu 15 Temmuz’un öncesinde twitter üzerinde “sarayın ordusu mu kuruluyor?” başlığı altında tartışılınca gündeme oturdu ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan konuyu ilk 2010 yılında DSP genel başkanı Masum Türker’le görüşmesinde gündeme getirmişti. (3)

 

Neden SADAT, neden şimdi?

 

Adnan Tanrıverdi şirketi kurmaktaki amacını “islam ülkelerinde kanlı bir değişimin başladığını, istikrarın çok uzun zaman alacağını, bu süreçte onlara yardımcı olmak amacıyla yol aldıklarını ” şeklinde açıklıyor. 

Ayrıca “İslam devletlerinin resmi silahlı kuvvetlerinin danışmanlık eğitim ve donatım hizmetleri vermek amacıyla kurulduk. Yaklaşık 10 İslam ülkesiyle irtibat halindeyiz. TSK bazı ülkelerle eğitim işbirliği anlaşmaları yapıyor. Ama TSK’nın asli görevi yurt savunmasıdır, başka silahlı kuvvetleri eğitmek değil. Bu bakımdan emekli askerleri organize edelim, küresel güçlerin hegomonyasından bu ülkeleri kurtaralım dedik” diye de ekliyor ama bu şirket hakkında karanlıkta kalan o kadar çok nokta var ki! (4)

 

SADAT’ın internet sitesinde faaliyetleri detaylı şekilde aktarılmış. Özellikle gayr-i nizami harp (kontrgerilla) kursunda “kazanılacak kabiliyetler” kısmı kan dondurucu: (5)

 

Psikolojik harp,
Sabotaj,
Baskın,
Pusu,
Tahrip,
Suikast,
Kurtarma ve kaçırma,
Tedhiş,
Sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri,

 

2012 yılından beri CHP milletvekillerinin bu şirketin faaliyetleri hakkında verdikleri soru önergeleri var. Malesef hiç birine açıklama getirilmemiş.

Dolayısıyla;

*Suriye iç savaşı sırasında ÖSO (Özgür Suriye Ordusu), El Kaide hatta İŞİD militanlarına gayri nizamı harp (kontrgerilla) eğitimi verip vermediğini,

*Devletten kredi, hibe alıp almadığını,

*Yabancı bir devletten yardım görüp görmediğini,

*Faaliyetlerinin ve mali hesaplarının denetlenip denetlenmediğini BİLMİYORUZ!

 

Özel orduların tüm sermayesi savaş aslında. Ne kadar savaş, o kadar kar var bu işte. Ancak işin ilginç tarafı SADAT’ın ödenmiş sermayesinin 1 milyon TL’yi bile bulmaması. Faaliyet alanını tüm Ortadoğu ve güneydoğu Asya’yı alacak şekilde belirlemiş şirketin maliyetleri göz önüne alındığında mali olarak da sorgulanması gereken çok nokta var. (6)

 

İddialar üzerine yönetim kurulu başkanı Tanrıverdi “SADAT küresel güçlerin tekerine çomak soktu” şeklinde cevap vermiş.

Küresel güçler kim?

ABD ve müttefikleri.

Yani NATO, yani kıyısından köşesinden bile olsa Türkiye !

Eğer SADAT’ın yurt dışı ,özellikle de islam ülkelerindeki faaliyetleri, bu ülkelerdeki radikal militan grupların örgütlenmesi  ABD karşıtı dinci bir direniş halini alacaksa başımız ciddi şekilde belada demektir.

 

Adnan Tanrıverdi neden danışmanlığa getirildi sorusunu 15 Temmuz’a bakarak irdelemek gerek.

Eğer sayın cumhurbaşkanı darbe girişimi sonrası askeri yapılandırmayı gündemine almışsa danışman kadrosuna kumpas davalarından mağdur edilmiş değerli subayları da alarak bir denge mekanizması kurabilir ve konuyu bir kez daha gözden geçirebilir diye düşünüyoruz.

 

Konu son derece hassas ve tehlikeli bir noktada duruyor.

Toplumsal düzeni sağlamak üzere kanunla belirlenmiş silah kullanma yetkisi olan ulusal ordu, jandarma ve polis teşkilatı haricinde bu yetkinin 3. bir şahıs yada kuruma devredilmesi ileride çok ciddi toplumsal sorunlara yol açabilir.

Hele ki, bu kurumların kontrolden çıkması, örneklerini Ortadoğu ve Sahra Afrika’sında gördüğümüz türden karışıklıklara ve iç savaşa götüren süreçleri başlatabilir.

 

Umarız ulu önderin “yurtta barış, dünyada barış” düsturundan hala ders çıkartan birileri vardır!

 

Kaynaklar:

1-2) “Ulusal Ordunun Yerini Özel Askerler mi Alıyor?” Prof. Dr. Cihan Dura; www.cihandura.com

3) Erdoğan: “Özel ordu kuracağız”;http://www.haberturk.com/gundem/haber/532095-erdogan-ozel-ordu-kuracagiz

4) “SADAT küresel güçlerin tekerine çomak soktu” http://haber.star.com.tr/politika/sadat-kuresel-guclerin-tekerine-comak-soktu/haber-1125120

5) SADAT; http://www.sadat.com.tr/tr/hizmetlerimiz/paket-egitim-programlari/gayri-nizami-harp-gnh-kursu-egitim-paketi.html

6) Çiğdem Toker”SADAT A.Ş.” http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/565099/Sadat_A.S..html