Son Dakika Haberler

Ego Toplumun Zehiridir!

Başkan adaylığı sürecine "egoist" bir pencereden bakış

Ego Toplumun Zehiridir!
Okunma : 385 views Yorum Yap

Son birkaç dönemdir Sarıyer siyasetinde gelişen en önemli olgu egoist eğilimin kendini var etme çabasıdır.

EGOİZM: İnsanın bütün çevresini kendi yararına uydurma isteği.

İktidar kaynaklarının kullanımı ile açığa çıkan bu akım artık iyice kendisini daha alt tabakalara kadar indirgemiş durumda. Siyaset yapma iddiasıyla politika üretmek yerine karşılaştığımız sorun ben merkezli egoist bir hırs ortaya çıkarmış durumda.

Maddi dünyanın öznesi haline gelmiş bu egoist hırs insanları ağına hapsetmeye başladığı çok yeni değil tabi, fakat Sarıyer’de bu kadar alt tabakalara ulaşması dikkat çekici ve üzücüdür. Çünkü bu tarz akımlara karşı mücadele alt tabakalardan yelkenini doldurur.

İktidarın ikinci yılında bu iktidarın nimetlerini elinde tutan bir kesim, tavır ve amaçları ile bunu doğallaştırmıştır. Bunu içselleştiren birçok taraf ise siyasi duruş ve politik öngörülerini bunun üstüne inşa etmekten kendilerini alamamaktadırlar. Bu birçoğu için de tercih olmasa da genel konjonktür bunu onlara dayatmaktadır.

Küçük grupları ve bireyleri, istemeseler de buna hapseden bu akım, temel mücadeleye zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Kısa vadede bireysel hazzı tattıran egoizm, uzun vadede doğallaşmanın zararlarıyla tüm topluma yara verir bir etki yaratıyor.

Liyakat ve ihtiyaçlara göre şekillenmesi gereken görevlendirmeler, görev alma arzuları, artık kişisel ihtiyaçlara ve egolara göre talep görmeye başlamakta. Siyasetin eksik basamaklarını doldurmak yerine, kişisel ihtiyaçlarımızın eksikliklerini doldurmanın beklentisi hakim duruma gelmekte.

Politik üretime darbe vurup, sorumlu ve üretime dayalı yaklaşımları bir kanser gibi saran egoizim yalnızca bir kesimin değil aslında toplumun tamamının kanserli hücresi haline dönüşmektedir. Bugün bu hücreden beslenenler yarın kanserli bu hücrenin kendisini nasıl sardığını görecektir. Zira bu akım ile siyasi dengeleri şekillendirmeye çalışanlarda aslında alanda aldıkları yenilgileri tam da bu nedenden dolayı almıştır.

Bugünlerde siyaset arenasında ki sessizlik ve belirsizlik de yine bundandır. Gelecek ve bugün için konumlanmaya çalışan bireyler veya küçük gruplar isteyerek veya istemeden egoizm yüzünden renk vermeden konumunu belirleyeceği doğru anı beklemekte. Bu onların hatası veya suçu değil. Tamamen egoizmin suni gelişiminin sonucudur. Pay alma ve makamlardan hak ettiğini düşündüğünü kapma çabasıdır bu sessizlik.

Bu yargılara varırken dikkat edilmeli ki karşı durduğum şey iktidar nimetlerinin paylaşımı ve bundan pay alma isteği değildir, yanlış anlaşılmasın.

Makul miktarda ve iş ahlakı içinde yapılacak bir işin önce hak edişlere, liyakata göre yapılmasına asla itirazım yoktur. Karşı durduğum şey bunu siyaseten politik bir duruş gibi normalleştirmeye çalışıp sanki hedefin bu olduğunadır.

Peki egoist bu akıma karşı duranlar neye dikkat etmelidir?

Şöyle ki; “muhalefet” adıyla ortaya çıkan birçok akımda ister istemez bu egoist ivme ile sarmalanmış durumda. Bu da sorunlara çözümleyici ve mücadeleyi yüksek bir perdeden dillendirip, çözüm üretmek yerine, ben merkezli bakış açısı ile egoist yaklaşıma kan taşımakta, sorunu başka bir kulvara itmektedir.

Güç dengesini kendi lehine şekillendirmeye çalışan algı operasyonları, iktidarda olan egoist eğilime karşı büyüyen reaksiyonu kendi hanesine yazmaya gayret etmekte, ya da öyle olduğunu varsaymakta. Yarın için bu güç dengesi bir araya gelmeyi başarabilir. Bazı şartlar bunu sağlayabilir fakat bugün için bunu söyleyebilmek henüz mümkün değil gibi. Nedenini bir kaç paragraf önce açıklamıştım “EGOİZM”.

Fakat esas sorunumuz bu değil, kimin bu gücü kullanacağından çok bu gücün nasıl kullanılacağı ve hangi akımı büyüteceği daha önemli. Egoizmi yok etmek için mi? Yoksa ona istemeden kan taşımak için mi? İşte cevabını aradığımız soru da bu.

Peki bu sorunun cevabı esas kavgada ne kadar önemli?

Suni dengeleri algılarla değiştirip mücadelenin eksenini kaydırmak, onu içine gireceği hastalıktan arındırmak yerine farkında olmadan beslemek, esas kavgamız olan laiklik ve cumhuriyeti ayakta tutma mücadelemize balta vuracağı gerçeğine dikkat çekmek lazım. Esas kavga budur ve bu kavganın kaybı toplamda egoist çıkarlara da, toplumun masum taraflarını da bir hamlede yok edeceğini unutmamak gerek.

Bu yüzden egoist akım yerine toplumsal kazanca dönük bir yapı oluşturmak ve bunu büyütmek toplumsal kazancımızı da besleyecektir. Siyaset politik üretkenlik ve sorumluluk duygusu ile iktidar olur. Egoizm ile ise ancak çürür.

 

İsmail AYDIN

 

Çizgi resim kaynağı: http://www.toplumcudusunceenstitusu.org/makale-detay/313/-fetret-caginda-siyaset-1-