Son Dakika Haberler

Gülbin Yüce’den mecliste 8 Mart konuşması.

CHP Sarıyer Belediye Meclis Gülbin Yüce, Sarıyer Belediye Meclisi Mart ayı meclis toplantısının ilk oturumunda konuştu. 

Gülbin Yüce’den mecliste 8 Mart konuşması.
Okunma : 278 views Yorum Yap

CHP Sarıyer Belediye Meclis Gülbin Yüce, Sarıyer Belediye Meclisi Mart ayı meclis toplantısının ilk oturumunda gündem dışı bir konuşma için kürsüye çıkarak yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir konuşma gerçekleştirdi.

Gündem dışı söz alan Meclis Üyesi Gülbin Yüce 8 Mart vesilesi ile yaptığı konuşmada kadınların eşit yurttaşlık haklarına, kadına karşı uygulanan şiddete ve İstanbul Sözleşmesinin uygulanmasına vurgu yaptığı konuşmasında, kadınların toplumda ki yerinin bir ülkenin gelişmişliğinin de göstergesi olduğuna vurgu yaptı.

İşte CHP Sarıyer Belediye Meclis Üyesi Gülbin Yüce’nin o konuşmasının tamamı.

 

Saygı değer başkanım, sayın meclis üyeleri, değerli basın ve çok kıymetli Sarıyerliler. Hepinize saygılarımı sunuyorum.

Biliyoruz ki, kadın toplumun en etkili, yönlendirici, birleştirici ve koruyucu unsurudur. 

Gelişmiş toplumlarda demokrasiyi, kültürü ve toplumsal barışı tesis etmek, kadınlarla mümkün ve gereklidir.

Kadına verilen değer ve kadına yaşamda açılan eşit, baskısız ve şiddetsiz alan, toplumsal Barışın olmazsa olmazıdır.

Kadın’ları toplumda eşit bireyler olarak görmek, kalkınmış bir toplumu inşa etmenin tek yolu, politik, sosyal, ekonomik, kültürel kalkınmayı sağlamanın istisnasız koşuludur.

Kadınların, eğitim, istihdam, sağlık, siyaset gibi alanlarda eşit olanaklardan faydalanabiliyor olmaları, bir toplumun gelişmişliğinin resmi, geleceğinin de güçlü bir mihenk taşıdır.

Kadın kimliğinin tartışılması dahi, toplumsal barışa bir darbe, eşit yaşam koşullarına bir saldırıdır.

Ülkemizin tarihi geçmişinde ve dünya tarihinde kadınlar, gelişen toplumun ve yaşam koşullarının hep en önünde var olmuş, her zaman baş aktör olmuşlardır.

8 Mart 1857 tarihinde Amerika’nın New York kentinde 40 bin dokuma işçisi, daha iyi çalışma koşulları istemiyle başlattıkları eylemlerde, 129 kadın işçi can vermiş, bu kara gün kadın mücadelesi tarihinin de dönüm noktası olmuştur.

Yine kadının ülkemiz tarihindeki yerini tek bir örnekle göstermek adına, İstiklal mücadelemizde ülkemizin işgalden kurtulması için verilen mücadelede, Atatürk’ün önderliğinde kadınlarımız Cumhuriyet’in kurulmasında büyük bir rol almıştır.

Dünya ve ülkemiz tarihi, burada sayamayacağımız onlarca, yüzlerce örnekleri ile kadının yaşamın nasıl önemli bir parçası olduğunu bize hep göstermiştir

Kadınlar, ekonomiden – sanata, spordan – kültüre, çalışma hayatından – ev yaşamına kadar her alanda verdikleri eşsiz azimle başarılarını hep ileriye taşırken, aynı zamanda içinde bulundukları toplumları da yüceltmeyi başarmışlardır.

Kadınların hak mücadelesi ve temsiliyetleri adına İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Sarıyer Belediyemizde gerçekleştirilen birçok etkinlik, uygulama ve yaratılan istihdam da diğer tüm alanlarda verilen katkılar gibi önemli ve takdir edilmeyi hak etmiştir. Bu katkılar nedeniyle başta İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Belediye Başkanımız Şükrü Genç ve tüm emek harcayanlara bir kadın olarak teşekkürlerimi sunuyorum.

 Ayrıca şunu ifade etmek isterim ki, yaşama bu kadar etkisi bulunan ve yaşamın ortağı olan kadınlar, bugün hala giderek artan bir şiddete maruz kalmakta, cinsel istismara uğramakta, siyaset peşinde koşan erkeklerin kullandıkları dille hedef olmakta ve erkekler tarafından acımazsızca öldürülmektedir.

İsimlerini sayamayacağımız onlarca genç kızımız, kadınlarımız erkekler tarafından vahşice öldürülmekte ve şiddete maruz kalmaktadır.

Sevdikleri için yaptıklarını mahkeme salonlarında büründükleri kuzu postu ile ifade eden caniler, caydırıcı ceza almaktan bu şekilde kurtulmaktadır.

Bir kadın olarak, erkeklerin bu sevgilerine binlerce lanet okuyorum. Böyle bir sevgiyi de, bu sevginin arkasına sığınarak şiddet uygulayan sizi de istemiyoruz.

Bugün geldiğimiz yerde ülkemizin en önemli kanayan yarası haline gelen kadına şiddet, maalesef ülke olarak altına imza attığımız “İstanbul sözleşmesinin” uygulanmaması ve yasalarımızda bulunan ödül gibi cezalar nedeniyle, bitmediği gibi, artarak devam etmektedir.

Biz kadınlar olarak talep ediyoruz ki;

İstanbul Sözleşmesi’nin altında imzası bulunanlar, bu sözleşmenin gereklerini yerine getirecek düzenlemeleri gerçekleştirmeli ve hayata geçirmelidirler.

Bu kadınlara verilecek bir lütuf değil, haktır.

Kadının konumunu korumak ve demokrasi kültürünü yükseltmek adına atılacak her adım bizi, ülkemizi, dünya ölçeğinde kıymetli bir yere konumlandıracaktır.

Kadınların, ertelenmiş, görmezden gelinmiş, çok görülmüş haklarını yaşamın her alanın da teslim etmek zorunluluktur.

İş yerlerinde eşit işe eşit ücret haktır, ayrıcalık değil.

Sokakta özgürce gezebilmek haktır, ayrıcalık değil.

Siyasette eşit olarak temsil edilmek haktır, ayrıcalık değil.

Şiddete ve katliama maruz kalan kadınlara sahip çıkacak yasal düzenlemeler haktır, ayrıcalık değil.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesi ile yapmış olduğum bu konuşmanın sonunda, 8 Mart tarihinin yaratılmasına vesile olmuş ve kadın hakları mücadelesinde hayatını kaybetmiş tüm kadınlarımızı saygı ile anıyorum.

Hayatın ağır yüklerini omuzlarında taşıyan ve yaşamı var eden tüm kadınlarımızı saygı ile selamlıyorum.

Kadınların eşitlik ve demokrasi mücadelesini yürüten tüm kadınlarımızı minnetle selamlıyorum.

Demokrasi, toplumsal barış ve eşit yaşam koşullarına olan inancımla, kadınların haklarına her alanda kavuşacağına tüm kalbimle inanıyorum.

Kadın varsa yaşam var, kadın varsa demokrasi var, kadın varsa toplumsal huzur var, kadın varsa mutluluk var diyerek, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutlarken, sözlerimi büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri ile tamamlamak istiyorum.

“Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır: Büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak etmek.”