Son Dakika Haberler

Parayla Sünni Ulus!

AKP’nin kamusal alanı dinselleştirmesinde kullandığı en temel araç “Diyanet İşleri Başkanlığı” kurumudur.

Parayla Sünni Ulus!
Okunma : 168 views Yorum Yap

AKP’nin kamusal alanı dinselleştirmesinde kullandığı en temel araç “Diyanet İşleri Başkanlığı” kurumudur.

Laikliğin ortadan kaldırılmasını yaşaması için vazgeçilmez gören AKP iktidarı diyanete sürekli kaynak ayırmakta ve bunu “Sünni yeni ulusun” inşası için zorunlu görmektedir.

Tablo 1’de yıllar itibariyle Diyanet İşleri Başkanlığı bütçe miktarları verilmiştir. AKP Hükümetinden sonra ayrılan bütçenin inanılmaz derecede artan oranları göze çarpmaktadır.

 

Türkiye gibi emperyalizmle yakın ilişkisi olan ülkelerde, sömürünün devam ettirilmesi için insanların dini inançlarının sürekli diri tutulması ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Çünkü din insanlar üzerinde önemli etkilere sahip bir güçtür. Bu düzenin de korunabilmesi için devletlerin sürekli olarak dine yüksek oranda bütçe ayırması gereklidir. Nitekim Türkiye’de de 1997’lerden 2015’e kadar şaşırtıcı şekilde miktar artışı görülmektedir. Özelikle 2008-2009, 2010-2011, 2012-2013, 2013-2014 yılları arasında yüksek oranlarda artış yaşanmıştır.

Gelişmekte olan ülkelerin bütçelerini daha önemli alanlara yatırması gerekmektedir. Yoksulluğu, eşitsizliği, işsizliği, dışa bağımlılığı ortadan kaldırmalı; kalkınmasını sağlayacak enerji gibi konulara öncelik vermelidir. Çünkü enerji ve enerji kaynaklarına sahip olabilmek ve bunu kullanabilmek tüm dünya ülkeleri için varlıklarını devam ettirebilmesi ve kendini geliştirebilmesi açısından en önemli faktörlerden biridir.

Tükettiği enerjinin yaklaşık olarak dörtte üçünü dışarıdan ithal eden Türkiye, enerjide dışa bağımlılığın en yüksek olduğu birkaç ülke arasında yer almaktadır. Yerli kaynak üretiminde ciddi adımlar atılarak yatırımlar yapılmalıdır. Özellikle yenilenebilir enerji sektörü gelişmekte olan ülkeler için yenilenebilir olması, çevreye zarar vermemesi, kullandığı kaynakların ucuz olması ve en önemlisi uzun vadede dışa bağımlılığı azaltması gibi özellikleri bakımından çok önemli bir konuma gelmiştir. Oysaki 2015 yılı genel bütçe kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçe dört bakanlığa ayrılan paya anca tekabül etmektedir. Buna göre Tablo 2’de 2015 yılı kamu idarelerine ayrılan bütçe miktarları verilmiştir. Tablo 2’de görüldüğü üzere Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan meblağ diğer bakanlıklardan oldukça fazladır. “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na” ve “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na” verilen bütçe ile kıyaslandığında her ikisinin toplamı Diyanet’e ayrılan miktarın yarısı kadar bile etmemektir. Bunun sonucunda da niye enerji bağımlılığı içinde çıkmazda olduğumuz ve gelişemediğimiz hatta gelişmekte olan ülke olarak aksine gerilediğimiz sorusunun cevabını tartışmasız ortaya koymaktadır.

2015 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu’na göre 2015’te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hedeflenen bütçe ile sınırlı kalmayıp 6.4 milyar TL harcayacağını öngörerek 700 bin TL’lik ek ödenek talep ettiğini de unutmamak gerekir.

2015 yılı, geçmiş yıllarda olduğu gibi Türkiye’deki enerji politikalarının artan bir seyirde bağımlılık çıkmazı yaşadığı bir yıl olmuştur. Diğer yandan bu çıkmazdan kurtulabilmek için ne gibi önlemler ve hedefler alındığına dair akıllarda şüpheler belirmektedir. Bütçe, Diyanet gibi ülkenin küresel çapta rekabet gücünü arttırmaktan ziyade gerilemesine sebep olan kamu idarelerine paylaştırıldığında Tablo 3’de verilmiş olan Türkiye Genel Enerji Dengesi sonuçlarını doğurmaktadır.

(TEP : Ton Eşdeğer Petrol : Enerji kaynaklarının tek birim ile ifade edilmesini sağlayan ve 10 milyon kCal karşılığı enerji birimi)

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın (ETKB) açıkladığı 2015–2019 Stratejik Planı’nda yukarıdaki tablo yer almıştır. Tablo 3’den görüleceği üzere 1990’lardan 2013’lere toplam enerji ithalatı yüzde 211’lere kadar artarken yerli üretim sadece yüzde 24 oranında bir artış gösterebilmiştir. Bunun sebeplerini alternatif enerji kaynaklarına fazla önem arz edilmemesinde ve yerli kaynak üretiminde ciddi bir atılım yapılmayıp maddi olarak da desteklenmemesi penceresinde aranmalıdır. Ayrıca bu raporda abartılı hedefler HES’lere dayalı elektrik üretimiyle konulmuştur. Rüzgâr ve güneş enerjisi yine Türkiye’ye çok uzak görünmektedir.

Yukarıdaki veriler dışında Türkiye’nin enerji durumunu özetlemek gerekirse, Birincil enerji tüketiminde ithalata bağımlılığımız AKP iktidarı öncesinde yüzde 67 iken AKP sonrası yüzde 73,5’e ulaşmıştır. Ayrıca 2002 yılında enerji ithalatı faturamız 9,2 milyar dolar iken 2014 yılında -düşen enerji talebine ve azalan petrol fiyatlarına rağmen- bu rakam 55 milyar dolardır. Enerji konusunda en çok bağımlı olduğumuz ülke Rusya’dır ve doğalgazımızın yüzde 55’i Rusya’dan olmak üzere Türkiye, toplamda yüzde 98’ini ithal etmektedir. Rusya’dan ithal ettiğimiz petrol oranı ise yüzde 16’lar civarındayken, kömür ithalatımızın yüzde 35’i yine Rusya’dan sağlanmaktadır.

Hâlbuki Türkiye’nin halen kullanılmayan linyit, hidroelektrik, güneş, rüzgâr, jeotermal, biyokütle kaynakları doğru ve temiz teknolojilerle ele alınıp enerji sektörüne yönelik donanımın (paneller, jeneratörler vb.) yerli üretimi de tedarik edilebilirse, Türkiye’nin bu enerji bağımlılığı çıkmazı yolunu bulacaktır. Özellikle bunlara binalardaki ve sanayilerdeki enerji verimliliğinde iyileştirme adımları atıldığını da eklersek geleceğe karşı duyduğumuz endişeler de peşi sıra azalacaktır.

Sonuç olarak bütçeden gerekli pay ayrılabildiğinde, 2014’te 250 milyar kilowatt/saat elektrik üretilen Türkiye’de, hâlihazırda kullanılmayan ve yenilenebilir enerji kaynakları alanında bekleyen yatırımların hayata geçirilmesiyle 750 milyar kilowatt/saat’lik elektrik üretebilecek kapasitesi vardır. Tüm iş ülke için kamu idarelerini biraz olsun önem sırasına koyabilmektedir. O halde Türkiye’de kaynak sorunu yoktur, var olan sorun kaynakların akla, bilime mi yoksa gericiliğe mi aktarılacağı sorunudur.

Ertan Aksoy

Ekonomist

Kaynak: Yön Haber

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)