vdcasino vdcasino giriş vdcasino resmi

Unutmadık
14 okunma

Unutmadık

ABONE OL
21 Kasım 2014 14:57
Unutmadık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BM Dünya Çocuk Hakları Gününden bir gün sonra babası Ahmet Kaymaz ile birlikte 12 yaşında polis ve askerler tarafından 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz’ın ölümünün üzerinden 10 yıl geçti. 21 Kasım 2004 yılında Mardin Kızıltepe’de evlerinin önünde babasıyla birlikte öldürülen Uğur Kaymaz’ın ölümünün üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen katilleri hâlâ cezalandırılmadı.

Türkiye’nin sınıfta kaldığı Kaymaz davasında, AİHM de Türkiye’yi mahkum etmişti. Anne Makbule Kaymaz, “ Çocuğuma sıkılan kurşunlar hiçbir zaman gözlerimin önünden gitmeyecek AİHM tüm dünyanın gözleri önünde bize yıllardır ‘terörist’ diyen Türkiye devletini ‘terörist’ olarak mahkum etti. Çünkü Türkiye devleti eşimi ve Uğur’umu katletti” diye tepki gösterdi. Kardeşi Ali Kaymaz da “Bize bunları yaşatanların halen cezalandırılmaması ise her gün yaralarımızı daha da acıtıyor” dedi.

SORUMLULAR AKLANMIŞTI

Uğur Kaymaz ve babasının ölümü o tarihte devlet yetkilileri ve yandaş medya tarafından “Mardin Kızıltepe’de iki terörist öldürüldü” diye duyurulmuştu. Bu açıklamalarla Kaymaz ve babasının ölümünden sorumlu olan kamu görevlilerinin cezasızlığının da önü açılmıştı.

Nitekim güvenlik gerekçesiyle Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada yargılanan 4 polis hakkında “meşru müdafaa” gerekçesiyle beraat kararı verilmiş, Yargıtay da kararı onamıştı.
Türkiye’deki hukuk yollarının tükenmesiyle birlikte dava avukatları, dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşımış, AİHM geçtiğimiz şubat ayında Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkı ihlalini düzenleyen 2. maddesi, işkence yasağı düzenleyen 3. madde kapsamında Türkiye’yi mahkum etmişti.

Avukatlar, AİHM’nin Uğur Kaymaz ve babası için verdikleri kararın ardından yeniden yargılamanın başlatılması amacıyla üst mahkemeye başvurdu. Yapılan başvuruya ise şu ana kadar her hangi bir cevap verilmiş değil.

Uğur Kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz, faillerin yargılanması için yıllardır adalet mücadelesi veriyor. DİHA’ya konuşan Anne Kaymaz, çocuğu ve eşinin ölümünden dönemin başbakanı Recep Tayip Erdoğan’ın sorumlu olduğunu söyleyerek, “Çocuğuma sıkılan kurşunlar hiçbir zaman gözlerimin önünden gitmeyecek. Uğur’umun küçük bedenini paramparça ettiler” diye tepki gösterdi. Polislerin tekrar yargılanması gerektiğinin altını çizen anne Kaymaz, Kürt halkının bu katliamlara karşı birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini ve çocuklarının geleceği için herkesin ortak mücadele alanlarında buluşması gerektiğini dile getirdi. Ağabeyi Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz, polisler tarafından katledildiğinde daha 7 yaşında olan Ali Kaymaz da, babası ve ağabeyinin her daim yüreklerinde yaşayacaklarını söyledi. Kardeş Kaymaz, “Ağabeyim ve babamı hiç sorgulamadan kim olduklarına bakmadan kurşuna dizerek infaz ettiler. İnfazın ardından evimizi işgal edip anne ve nenemi karakola götürdüler. Uğur ve babamın katliamı hiçbir zaman gözlerimizin önünden gitmiyor. Ve bize bunları yaşatanların halen cezalandırılmaması ise her gün yaralarımızı daha acıtıyor” dedi.

‘FAİLLER AKLANIYOR’

Dava avukatlarından Reyhan Yalçındağ Baydemir ise, Uğur’u katledenlerin mahkeme tarafından aklandığının altını çizerek, şunları söyledi: “Ölen yanan, sonsuz acılara gömülen taraf yine mağdur edildi ve Uğur’u katledenler ise aklandı” diye devam etti.

Uğur’un katledilmesinin ardından da Kürt illerinde çocukların devlet tarafından katledilmeye devam ettiğini söyleyen Yalçındağ, “Çocuğun gözyaşı karşısında vicdandan, insanlık ahlakından son derece uzak bir devlet aklı olduğunu görmek gerekiyor. Kendisine bin odalı mekanı reva gören zihniyet, Roboskî’de dosya kapatır, çocukların tecavüzcüleri ellerini kollarını sallamaya devam eder” diye konuştu.

‘HAYAT VE ADALET YOK’

Türkiye, Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ni, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni yalnızca kağıt üzerinde tanıyan bir ülke. Son çeyrek yüzyıla bakıldığında karşımıza çıkan tablo tam bir devlet terörüne tekabül ediyor. Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Berkin Elvan, bizzat devletin silahıyla yaşamdan koparılan yüzlerce çocuktan birkaçı. Yaşam hakkı ihlalinden istismara, şiddet ve işkenceden emek sömürüsüne kadar sayısız hak ihlaline uğrayan çocukları da bu tabloya dahil edince 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü sadece ‘sözde’ kalıyor. İHD’nin verilerine göre, polis ve askerin açtığı ateş, attığı bomba, askeri bölgelerdeki patlayıcı ve mayın kalıntıları gibi nedenlerden ötürü 570 çocuk son çeyrek yüzyılda hayatını kaybetti. Yaklaşık 200 çocuk ise AKP iktidarı döneminde yaşamını yitirdi. Bu çocuklar “eylemci”, “terörist”, ya da “kaçakçı” olarak duyuruldu. İHD’nin verilerine göre çocuk katliamlarının yıllara göre dağılımı ise şöyle: 1989’da 2, 1990’da 21, 1991’de 12, 1992’de 116, 1993’de 66, 1994’te 86, 1995’te 7, 1996’da 6, 1997’de 7, 1998’de 2, 1999’da 12, 2000’de 3, 2004’te 1, 2006’da 8, 2008’de 1, 2009’da 3, 2010’da 6, 2011’de 28, 2012’de 10, 2013’te 3 ve 2014’te 1. Çocukların tutuklanması da çocuğa yönelik hak ihlallerinin başında geliyor. Türkiye İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre 2014 yılı kasım ayı itibariyle 49 çocuk cezaevinde, 64 çocuk ise gözaltındayken işkenceye maruz kaldı. Yine 360 çocuk gözaltına alınırken 59 çocuk ise tutuklandı. Yine verilere göre; 129 çocuk taciz ve tecavüze maruz kaldı. Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla açıklama yapan İHD, “Okulda ve hayata hazırlanmaları gereken yaşta çocukları evlenmeye zorlayan, evlenen ve kaçırarak hayatlarına el koyanla, yetişkinlere ceza verilmeyen bir ülke burası. Tecavüze uğramış çocuklara hayat ve adalet yok” denildi.

Sarıyer Gözlem

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP